Bir odayı yenilemek denince akla çoğu zaman yeni mobilyalar gelir. Oysa mekânın hissini değiştiren şey bazen bir örtünün yeri, ahşap bir yüzeyin görünür kalması veya renkli bir objenin odada tekrarlanmasıdır. Elindekilerle çalışmak, neyi sevdiğini daha dikkatli görmeni sağlayabilir.
Önce mevcut paleti oku
Odanın bir fotoğrafını çek ve üç baskın tonu not et. Duvarın rengi, zeminin sıcaklığı ve koltuğun dokusu başlangıç noktaların olabilir. Bunları düzeltilecek hatalar gibi değil, birlikte çalışacağın malzemeler gibi düşün. Büyük yüzeyler zaten bir palet kuruyorsa küçük seçimlerin bu paletle konuşması yeterli olabilir.
Üç rol, esnek bir denge
Zemin: Odayı bir arada tutan, geniş yüzeylerde zaten bulunan ton.
Eşlikçi: Ahşap, kumaş veya seramik gibi malzemelerde tekrarlanan ikinci ton.
Vurgu: Bir yastık, kitap kapağı ya da küçük objede görünen daha belirgin renk.
Bu bir oran kuralı değil; seçim yaparken işini kolaylaştıracak bir düşünme biçimi. Sevdiğin tek bir objeden başlamak da yeter. O objenin rengini odanın başka bir köşesinde küçük bir ayrıntıyla tekrar etmeyi dene.
Dokuyu renk kadar önemse
Benzer renklerde iki kumaş, dokuları farklıysa odada bambaşka bir etki yaratabilir. Pürüzlü bir örgüyü düz bir yüzeyle, mat seramiği ahşapla yan yana getir. Her nesnenin öne çıkması gerekmez; bazı parçalar diğerlerine sakin bir zemin sunabilir.
Bir mekânı kişisel yapan şey, bütün parçaların aynı olması değil, birlikte anlam kazanmasıdır.
Bir köşede deneyip karar ver
Değiştirmek istediğin tek bir yüzeyi seç.
Üzerindeki nesneleri azaltıp iki farklı düzen dene.
Gündüz ve akşam ışığında bak; kullanışlı bulduğun düzeni birkaç gün koru.
Son kararı verirken fotoğrafı değil günlük kullanımını da düşün. Fincan koyacak yer kalıyor mu, kitaplara uzanmak kolay mı? Güzel görünen ve yaşaması rahat olan düzenin kesiştiği noktayı ara. Bazen en iyi son dokunuş, bir parçayı eklemek değil başka bir yere taşımaktır.
Yorumlar 0
Güzel bir makale, yeni bir sohbet başlatır.
Sohbete katılmak için giriş yap.
Giriş yap